11 Mart 2014 Salı

BERKİN İÇİN TANIKLIK

Berkin Elvan 14 yaşında ekmek almaya giderken polisin attığı gaz fişeğine hedef oldu. 269 gün direndikten sonra Öldü.
 

Bugün 11 Mart 2014,

Bu mektubu senin için tanıklık etmek üzere yazıyorum.

Bundan 16 yıl sonra hâlâ hayatta olacak mıyız bilmiyorum oğlum, çünkü bir sabah ekmek almaya çıkıp ölebiliriz.
Bu sabah baban işe gitmeden önce sana sarılıp “seni asla ekmek almaya göndermeyeceğim!” dedi.” “Saçmalama yahu!” diyemedim.
Diyemedim, çünkü bu sabah, ekmek almaya giderken bir gaz fişeğiyle 269 gün evvel başından vurulan Berkin, nefes almayı bıraktı.
Çünkü bunu onu korumakla yükümlü polisler yaptı. Çünkü katilleri ceza almadı. Çünkü BU ÜLKEDE ADALET YOK!
16 yıl sonra ben sana yazdığım mektupları verdiğimde –eğer hayattaysak hâlâ- nasıl bir sabaha uyanmış olacağız bilmiyorum. Adalet, vicdan, merhamet olacak mı bu topraklarda; demokrasi gerçekten ileri olmuş olacak mı bilemiyorum, yalnızca öyle olmasını diliyorum senin için ve tüm çocuklar için!
Bu sabah,
Baban öfke ve çaresizlikle işe gittikten sonra, bir yandan sana kahvaltı ettirip bir yandan haberleri izlerken tutamadım kendimi. Ben ağlarken kaşığı geri itip bana baktın, küçük dudakların kıvrıldı aşağıya, güzel gözlerinden yaşlar aktı. Sen “annem ağlıyor” diye ağlıyordun belki, ama bilmeden ölen bir çocuğa, bir yaşama akıttığın ilk göz yaşın oldu o yaşlar…
Ne yaparsak yapalım gücümüz yetmiyor olanları bir günde değiştirmeye. Yazıyoruz, çiziyoruz, bağırıyoruz, kavga ediyor ve savaşıyoruz, dünya için, yaşamlarımız için, çocuklarımız için, ama dövüyorlar bizi, susturuyorlar, taciz ediyorlar, öldürüyorlar!
Yetmiyor Çocuklarımızı ÖLDÜRÜYORLAR!

Gücüm tanıklık etmeye yetiyor. Büyürsen eğer, bunları bilmen ve unutmaman için gördüklerimi, duyduklarımı, bildiklerimi yazarak aktarmaya yetiyor gücüm.
Seni ekmek almaya göndermeyerek çözüm bulamayacağım. Seni korumak, bütün çocukları korumak için savaşmak zorunda olduğum rezil bir dünyada yaşadığımın farkındayım. Seni, kendini ve diğerlerini koruyacak, hakları için mücadele edecek bir insan yapmanın boynumun borcu olduğunu biliyorum.

Bu ülkede ırkçı katliamlarda devlet eliyle bacaklarından ayrılarak öldürüldü bebekler, teröre kurban gittiler, yalnız dağdakilere değil devlet terörüne de kurban gittiler. Gökten bombalar yağdı üzerlerine. Bu ülkede çocuklar devlet korumasında, koruyanlarca tecavüze uğradılar; defalarca, dayak yediler, susturuldular, korkutulup utandırıldılar. Tacizcileri değil, tacize uğrayan çocukları suçladılar. Bu ülkede soğuktan dondu bebekler, zamanında gelmeyen yardım yüzünden ölen bebekler babalarının sırtlarında, bir çuval içinde gittiler hastaneye. Bu ülkede iki dilim baklava aldı diye hapislerde geçti yılları çocukların, ülkeyi yönetenler kutulara, kasalara para istiflerken! Bu ülkede çocuklar polislerin gaz fişeğine hedef oldu, öldü; “çıkmasaydı sokağa!” dediler.
İçine doğduğun ülke böyle bir yer işte. Dünyanın hallerinden söz etmiyorum bile. Yüreğim yetmiyor daha da yazmaya zaten.

Unutma oğlum,
Biz senin adını “Alim Ateş” koyduk;  kimi yakacağınla kimi ısıtacağını ayırt et diye.
Zulmedenleri yak ateşinle, zulmedilenleri ısıt diye…  

Çocuklar ölürken susma diye!

Annen.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder